Gülen Company (CIA Cemaati)’nin Küresel Ağı ve Türkiye 1. Bölüm

                (Yazımız kaynaklarımızın güvenliği nedeni ile yeniden kaleme alınmıştır. Verilen bilgilerde bir değişiklik olmamasına rağmen direk ifade alıntıları ve bazı veriler yazıdan çekilmiştir.)

 

GİRİŞ :

Son süreçte yaşanan olaylar artık herkesin malumu bir şeyi ortaya koydu : Gülen Company adını verdiğimiz suç ve ajanlık örgütünün ilişkileri su yüzüne çıktı!

Bu çıkışın en açık olanı ise dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basın mensupları ile olan buluşmasında Cumhurbaşkanına gönderilen mektuptan bahsetmesi idi.

Gülen company örgütü lideri Gülen tarafından kaleme alınan “sulh” mektubu Gülen company’nin paralel devlet olarak cephe aldığını itiraf ediyordu. Öte yandan da Gülen company’nin kiminle “savaştığını” öğrenmiş olduk!

Zira “savaşmayan barışmaz!”

Bu itiraf ile kendisini ihbar eden Gülen company örgütünün ülkemizle savaştığı açığa çıkmasına rağmen bu suç ve ajanlık örgütünün “neden” ve “nasıl” ları cevaplanmadı.

Daha önce CIA ve İsrail ilişkilerini ortaya koyduğumuz Gülen company örgütü hakkındaki yazılarımız bazı çevrelerce zorlama/iddia olarak ele alınmış olsa da yaşanan süreçler geçmişteki yazılarımızı doğruladı.

Şimdi Gülen company denilen ajanlık örgütünün “kutu”larından bahsedeceğiz.

Karmaşık ve bireylere bağlı ve merkezsiz görünen bu pratiği bazı belirli noktalar üzerinden ifade edeceğiz.

 

***

Sözü fazla dolandırmadan Gülen Company’nin küresel ağına adım atmamızı sağlayan konuya girelim. 

Bu ağ adım adım Türkiye’ye gelen ve Türkiye’deki paralel örgütlenme ile aynı efendilere çalışan bir yapı teşkil ediyor.

Bilindiği kadarı ile Pensilvanya’dan yönetilen ancak bir merkezi de Tel Aviv’de olan Gülen örgütünün kara kutularından bahsedeceğiz.

Bu kara kutulardan biri hiç göz önünde bulunmayan medyada haber almayan ve bugüne kadar örgüt liderinin evini ziyaret edenlerin bile dikkatini çok çekmeyen biri : Ikram Ahmedov.

Gülen örgütü liderinin kişisel hizmetlerine bakan görüşmeleri sırasında ya odada Gülen ve görüşmecilerle olan ya da kapının hemen dışında bekleyen Ikram Ahmedov Özbek asıllı.

Gülen örgütüne yakın şakirtlerin müjdeli bir şekilde hizmete dahil olduğunu düşündükleri Ikram Ahmedov şu sıralarda bir dizi sorunla uğraşıyor.

ABD’de oturum verilmeyen Ahmedov birkaç ülkede Gülen örgütünce çeşitli vasıtalarla ABD’ye serbest giriş çıkış veya oturum izni alabilecek girişimlerde bulunsa da Ahmedov için bu “operasyon”lar başarısız oldu.

ABD konusunda ve birçok diğer konuda Gülen örgütünün çeşitli paravan ülkelerinden biri olan Kanada’da oturum talebinde bulunuldu Ikram Ahmedov için. Fakat başarılamadı.

Akla gelebilecek sorulardan biri olarak CIA ile çalışan bir örgütün liderinin kişisel hizmetçisi nasıl oluyor da ABD’den oturum alamıyor olabilir.

Fakat Gülen’in ABD yargısı ve FBI’ın bazı departmanlarınca başı dertte.

Hatırlayacağınız gibi önceki yazılarımızda FBI Ululsal Güvenlik Eski şefi Sibel Edmonds’tan ve onun Gülen company örgütü hakkında verdiği bilgilerden bahsetmiştik.

Edmonds’un yanısıra Gülen’in ABD oturum izni konusunda izlenen soruşturmadan ve daha sonradan eklenen davalardan dolayı yargı ile sorunları var. ABD yargı sistemi ise tek bir karar merci ile değil bir denetim mekanizması ile çalıştığı için Ikram Ahmedov ile ilgili durumda sıkıntı çekildi. Birkaç kere başvurulmasına rağmen red cevabı alındı.

En yakınında ve barışık sınır komşusunda yapılanma ile Ahmedov’a oturum alınmak istendi. Ancak orada da başarılı olamadılar.

Sonunda tüm risklere rağmen Ikram Ahmedov, her devlet mekanizmasına sızılan Türkiye’ye gönderildi.

Ahmedov hakkında edinilen bilgilere göre yaklaşık üç üç buçuk aydırTürkiye’de. Gülen örgütünün bürokratlarınca vatandaşlığa geçirilecek ve ABD  vatandaşlığı için gerekli  “varlığa ve statüye” eriştirilecek.

Peki Ikram ahmedov’u buraya taşıyan, bunları yazmamıza neden olan nedir?

Burada Ikram Ahmedov’un kendisinden kaynaklanan bir önemi olmamasına rağmen hizmet hareketi denen ihanet ve ajanlık hareketinde adı duyulmamış kutulardan biri olmasıdır.

Ahmedov, Gülen’in trafiğini bilen, gelen gidenleri ve görüşmelerini bilen kişilerden biri olarak biliniyor. Medyada boy göstermeyen, kalemi ile ihanet eden bilinen abilerden değil. Örgütün asıl belkemiğini oluşturan gölgelerdekilerden. Sorulduğunda hizmet hareketi denilen oluşum içinde boy göstermeyen ama belirli eşikleri tutanlardan.

Bu konu bize bir diğer durumu da açıklıyor arka planında. O da Gülen company örgütünün bazı girişimleri gerçekleştirmek için Türkiye’nin bürokratik yapısını, nihayetinde de devletini kullandığı!

Gülen company örgütü bu şekilde kendisine dünyada meşru bir arka plan sağlarken hem Türkiye’nin yönetiminde hem de Türkiye üzerinden bazı ülkelerin çeşitli erklerinde etkili olma amacında!

Buradan anlaşılması gereken ise Gülen company örgütünün “dağınık ve merkezsiz halde görünüp toplu bir hareket kabiliyetini gerçekleştirebilen bir yapılanma” olduğunu ve aslında gölgelerdeki elemanlarının önem arz ettiğidir. Medya , yargı ve emniyet abi/imamlarının ihanetleri zaten artık aşikar.

Gülen örgütünün sadece ABD  – İsrail ve Türkiye üçgeninde bir örgüt olmadığı ve küresel çapta çeşitli yabancı servislerle ve bazı durumlarda kendi yetenekleri ile “operasyon”lar gerçekleştirdiğine de ilerde değineceğiz.

Ancak küresel plana çıkış kapısında karşımıza gelen ve ülkemizdeki örgüt taraftarlarının şikayet ettiği bir duruma, Gülen örgütünün  fişleme çalışmasına değineceğiz.

Gülen örgütü o kadar etkili ki çeşitli yerlerdeki Türk kökenli toplulukları manipüle ederek Türkiye’yi temsilcileri üzerinden itibarsızlaştırma yoluna bile giriyor.

Bu konuda geçmişte yaşanan olaylardan birine Ikram Ahmedov’un izini sürerken rastlıyoruz.

Dışişleri bakanı Sayın Davutoğlu’nun bir ziyaretinde o ülkenin Türk kökenli vatandaşlarına yapılan manipülasyona rastlıyoruz. Bunun ardındaki gerçek ise çok daha şaşırtıcı. Cemaat bu manipülasyon ile sözümona Türkiye’yi  Sayın Davutoğlu üzerinden itibarsızlaştırmayı planlarken bir yanda da fişleme çalışması yaptığını öğrendik.

Davutoğlu’nun ziyareti öncesinde kendilerinden olsun olmasın bir mesaj bombardımanı ile insanları Davutoğlu’nun katılacağı törene gitmemelerini isteyen Gülen örgütü bunun temellendirmesini de yine Sayın Davutoğlu’na bağladı. Aynı tarihe başka bir etkinlik koyarak insanlara bakanın oraya geleceğini söyleyen ve diğer etkinliğe gitmemelerini bakanın beyanı olarak sundu örgütçüler. Ancak Davutoğlu’nun bu türden bir beyanı olmadığı ortaya çıktı.

Belirtilen olayda örgütün İmamı ve abileri mesaj organizasyonunu gerçekleştirdikten sonra Davutoğlu’nun etkinliğine gidip orada da “kontrol” yapmaktan çekinmedi.

Gidenler fişlendi.

Bakan ise gündeminde olan ziyaretleri yaptıktan sonra başka bir ülkeye geçti.

İmamlar ve abiler ise toplumsal baskı araçlarını oluşturdu ve işe koyuldu.

Gülen company denen suç ve ajanlık örgütünün çözülüşündeki ilk ipi buradan çekiyoruz.

İlerleyen günlerde Afrika, Kuzey Irak ve Türkiye yapılanmalarındaki kutuları ve görevlerini anlatmak üzere….

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s